Cehalet ve Grafik Tasarımcı

Grafik tasarım sanatı genel yapısı gereği sürekli gelişim içinde olması gereken bir sanat ve çalışma alanıdır. Sektörün her yönüyle kendi kendini yineleyen değil yenileyen bir dokuya sahip olması sebebiyle içinde yer alan çalışanlardan beklenti, istek ve hedeflerini her zaman üst derecelerde tutması da olağandır. Bunun yanında gelişen teknolojinin getirdiği pozitif yenilikler ile de ahenk ve uyum içinde yoluna devam etmek zorundadır.

Beraberinde getirdiği zorunlulukların yanında içinde barınan çalışanlardan umdukları ve istedikleri tüm ayrıntılarıyla düşünüldüğünde bireylerin kültürel düzey ve mesleki gelişimlerinin durağan olmasını düşünemeyiz. Mesleki bilince sahip olmanın yanında sanatın içinde etkin bir rol oynayan çalışanların bu anlamda bilgi-kültür fakirliği, kalıcı noksanlıklar ya da cehalet olgularıyla aynı platformda düşünülmesi bile anlamsızdır. Toplumu şekillendiren, insana ve dolayısıyla topluma seslenip yönlendirebilen bu sektör içinde faaliyet gösteren birçok grafik tasarımcı mevcuttur, ancak…

Ancak sözcüğüyle başlayan cümleler çoğunlukla olumsuzluk ifade ederler. Bu noktada şu soruları sormadan geçmeyelim.

* Standartları bu kadar yüksek olan bir sektör içinde çalışmak neyi gerektirir, gereksiz olan nedir?
* Kişilerin bireysel gelişim, kültürel, sanatsal ve teknolojik gelişim ve mesleki gelişim baremini yüksek tutması kişiye ne kazandırır?
* Sürekli bir araştırma, okuma, öğrenme ve bilgi kaynaklarına ulaşıp kullanılır hale getirmek kişiye ne kaybettirir?
* Kişinin işine gösterdiği özen, kişinin yaşam tarzı aynı zamanda kendisine olan güvenidir diyebilir miyiz?
* Kendisine güvenen birey hangi sektörde faaliyet gösterirse göstersin hem kendisine hem de bulunduğu topluma faydalı bir birey olur anlayışı yanlış mıdır?
* Bilmediğini öğrenmek çok mu zordur?
* Bu soruları kendi kendimize sormak vakit kaybı mıdır?

Hayır, vakit kaybı değildir. Sadece grafik tasarım sanatını meslek ve çalışma alanı olarak seçen bireylere hem uzaktan ( genel ) hem de çok yakından bakmaktır. Kendi özeleştirimiz olarak da değerlendirebiliriz istersek. Hem kültür seviyesi hem de insan olabilme noktasında üst noktaları hedef seçmemiz gerektiğine işaret noktası olarak bu soruları sorabilir hatta birkaç başlık altında çoğaltabiliriz;

Bir Grafik Tasarımcı Neden Okumaz?

grafik-tasarimcı

Okumak kavramının alışkanlık haline dönüşmemesi ve ” okumama ” cehaletinin cehaletle sürdürülmesi düşüncesini benimsemiş olmaları nedeniyle bazı grafik tasarımcılar okumaz. Kitap okumaz hatta gazete, dergi bile okumaz. Kolaylıkla ulaşabileceği bilgi kaynaklarını bile okumaz. Okuma işlevi sonrası öğrenme ve pratikte uygulama, mantık aracılığıyla kafasının içinde test edip çözümleme ve yaşantısına katabilecek düzeye getirme yeteneğini kendi özgür iradesiyle kullanmaz. Bunun yerine başka türlü davranmayı öncelikli sayar. Ulaşması gereken bilgi kaynağını araştırıp yerinde görmek, tanımak ve anlamak yerine daha çok kulaktan dolma kesinliği kanıtlanmamış, denenmemiş ve hatta geçersiz sayılabilecek bilgileri daha çok önemser ve benimser. Bir başka alternatif de şudur ki; ön yargılarından kurtulamaz. Okuyup araştırmak için el attığı her materyali öncelikle dışından sonra iç kapağından ve arka kapağından olmak üzere inceler bazen yazarın ismine göre bazı zamanlar da kapak üzerindeki görsele göre yaftayı yapıştırıp yaşamına devam eder. Yani tembellik ve hazırcılık anlayışıyla hareket edip, önyargısıyla bütünleştirip bunu yaşam felsefesi haline dönüştürüverir. Bu durumda ’ niye okumuyoruz?’ sorusuyla karşılaştığımızda sığınabileceğimiz ilk liman ” vakit yok ” cevabıdır.

Bir Grafik Tasarımcı Neden Araştırmaz?

grafiker2
Kendisine faydalı olacağını düşündüğü her bilgiye kolaylıkla ulaşabileceği birçok yol ve yöntem olmasına rağmen, yöntemleri araştırmayı gereksiz bir fazlalık olarak görür. Çünkü sahip olduğu bilginin kendisine yetip arttığını düşünür. Zaten fazla gelen bilgileri de paylaşmayı hiç düşünmediği için kafasının içinde saklamasının bir anlamı da yoktur. Her araştırmanın yeni bir olguyu keşfetmek ve yeni kapılar açmak olduğunun, açılan bu kapının ise bir başkasına kaynak olabileceğinin bilincinde değildir. Bu bilinçte olması için sorgulaması gerekir ama sormaz, sorgunun yeni açılımlara zemin hazırlayacağını çoğu zaman düşünmez çünkü işlerinin yoğunluğundan dolayı bu fikre kafa yoracak zamanı olmaz. Bu ezbercilik anlayışının hem içinde bulunduğu mesleki deneyimlerinde hem de kişisel yaşantısında normal olduğunu düşünür. Bu normalleştirme işlemi belli bir süre sonra kişinin kendi kapasitesinin sınırlarını ne kadar aşabileceğini, düşüncesinde ve tasarlamasında engel olarak karşısına çıkar. Bu engeli aşamayan ” araştırma ” kavramını alır çöpe atar.

Bir Grafik Tasarımcı Yaptığı işi Neden Hafife Alır?

grafiker3

Yaptığı işin kolay ve basit olduğunu düşünen grafik tasarımcı aslında yaptığı işi ciddiye almıyordur. Zaten bunu her çalışmasında ortaya serer. İlk adım olarak sektörde çalışmanın, üretmenin, kendisinden ve kişiliğinden katıp bir bütün oluşturmanın ve çıkarttığı ürünün değerinin öncelikle kendisi farkında olmalıdır. Mesleğe başladığı andan itibaren çalıştığı sektörün hem sosyal hem de bireysel bir ayrıcalığa sahip olduğunu kavramalıdır. Kavramlar arasında karmaşaya düşen bir grafik tasarımcı, her çalışmanın hayata dair, yaşadığı sosyal çevre ve hatta dünyaya dair geniş ve tarafsız bir bakış açısı gerektirdiğinin dolayısıyla her konuda bilgiye ve fikre sahip olması gerektiğinin çok önemli bir kural olduğunu anlamaz. Mesleğin kendi içindeki tutarlı kurallarını yeterince kavramış olmasına rağmen hatta gereken eğitimi almış olmasına rağmen grafik tasarım sektörünün içinde kendi isteğiyle değil de sanki bazı zorunluluklardan dolayı bulunuyormuş gibi yaptığı işi önemsemez.

Grafik Tasarımcı Neden Kültürel ve Kişisel Gelişimini Sağlamaz?
Toplumun temelinin, kişilerin kültürel gelişiminden geçtiğini bilen aynı zamanda yaptığı işin kültürsüzlük kavramıyla bağdaşmayacağını anlayabilen her grafik tasarımcı sağlıklı eserler ortaya çıkartabilmek, çalışma platformunu geliştirip sürdürebilmek için, gelişen dünyanın uzağında kalmamak için, kültür seviyesini sürekli yükseltme hedefinde olmalıdır. Kendi kültürel gelişiminin temiz ve sağlam temeller üzerine oturmasının aslında sosyal yapıya da katkı sağlayacağı gerçeğini görmezlikten gelen, kişisel sorumluluğunu yerine getirmeyen grafik tasarımcı dolayısıyla kültürel gelişimi önemsemez. Yaptığı işin kendi kültürel gelişimine olan etkisini veya kişiliğinin yaptığı işe olan etkisinin ne kadar önemli olduğunu ayırt etme noktasında duyarsız kalabilir.

Her açıdan insanlara hitap eden bir meslekten sadece para kazanma derdinde olan grafik tasarımcı kişisel gelişimi görmezlikten gelir. Günü kurtarma ve elindeki işi bitirme sıkıntısında olan bu tasarımcılar, hem mesleğe hem de hayata dair kazanımların gelecekte kendisine sağlayacağı artıların veya karşılaştığı olumsuzlukların kişiliğinden götüreceği kayıpların analizini yeterince yapamaz. Daha öğrenilmesi gereken birçok kavramın olduğunu, aldığı eğitimin düzeyi ne olursa olsun, ” yeterliyim ” sözcüğünü silip atması gerektiğini, sürekli değişim yaşayan sektörün içinde uzun yıllar var olmasının bu düşünceden geçtiğini kural haline getirmez ya da uygulama evresine geçtiğinde cesaretsizlik örneği gösterirse başarılı olamaz.

Grafik Tasarımcı Neden Teknolojik Gelişmelerle Yeterince İlgilenmez?

grafiker

Koşulları ne olursa olsun yeniliklere açık olması gereken bazı grafik tasarımcılar özellikle sektörüyle ilgili teknolojik gelişmelere kulaklarını çoğu zaman tıkar ya da teknolojinin getirilerini takip etmek istemez. Mevcut teknolojiyi sadece kullanmak ister, temellerini, ilkelerini, kullanış prensiplerini öğrenmeyi işinin önemli bir parçası olarak göremez. Kullandığı teknolojiyi kendi elleriyle şekillendirebileceğini bilmesine rağmen mevcut kapasitesini, düşünebilme ve değerlendirme yetisini kullanmaz.

Belirli başlıklar altında ele aldığımız konunun özü şudur ki; bakış açısını ve kişisel gelişimini kesintisiz olarak sürdürebilme becerisinde olan bir grafik tasarımcı, hem çalıştığı sektöre hem de kendisine faydalı olan kişidir. Kendisine faydalı olan birey, yaşadığı topluma ve sosyal yapıya da faydalı olan bireydir. Toplumsal bütünlüğün önemli bir parçası olduğunun farkında ve her şeyden önemlisi insan olmanın gereklerini yapabilecek kapasiteye sahip, bu kapasiteyi kullanabilecek anlayışta ve yeterlilikte demektir. Aslolan hangi platformda olursa olsun, hangi sektörde çalışırsa çalışsın bireyin, insan ve hayvan arasındaki en önemli fark olan; düşünme ve uygulama olgusunu olması gerektiği şekilde hayatın her alanında gerçekleştirebilme becerisidir.

Ziyaretçi Etiketleri

Benzer Yazılar

Bir Yorum Yaz